|
1/2/2008 -
uzlaşmak (nsz) Aralarındaki
düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyuşmak,
karşılıklı anlaşmak ve mutabık kalmak, antant kalmak: "O vakit politika ile mücerret ilmi birbiriyle gayet kolay uzlaşır şeyler sanıyordum."- R. N. Güntekin. |
çatışmak (nsz, -le) 1 . Birbirine çatmak veya çatılmak: "Ulu denizin üstünü çatışan, şimşeklenen kara bulutlar sardı."- Y. Kemal. | | 2 . Söz, iddia veya davranış birbirini tutmamak, birbirini çelmek, mütenakız olmak. | | 3 . Karşılıklı vuruşmak. | | 4 . Kavga etmek. | | 5 . Deve ve köpek çiftleşmek. |
çelişmek (nsz, -le)
| Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirlerine ters düşmek, tutarsız olmak, mütenakız olmak. |
çekişmek (nsz, -le)
1 . İki yönünden karşılıklı çekmek: "Halat çekişmek."- . | 2 . Bir şeyi birbirine karşı çekmek: "Bıçak çekişmek."- . | 3 . Aralarında ad, niyet, kâğıt veya piyango çekmek: "Kura çekiştiler."- . | 4 . mecaz Ağız kavgası etmek: "Seninle çekişmek lazım, büyük hareketlerin manasını anlamıyorsun."- P. Safa. | 5 . mecaz Üstün gelmek için karşılıklı çabalamak: "Takımımız birincilik için çekişiyor."- . |
ve ayrıca ödün isim Uzlaşmaya varabilmek için hak, istek veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf yararına vazgeçme, ödünleme, ivaz, taviz: "Kalabalığa verilen her ödün, verenleri kendi benliğinden, kişiliğinden uzaklaştırıyor."- N. Cumalı. | ivaz isim, eskimiş Arapça ¤ivaø | 1 . Ödün. | | 2 . hukuk Edim. | 3 . Karşılık: "Bugün canım yolda koyam, yarın ivazın veresin."- Yunus Emre. |
1/2/2008 - - {2}
10/1/2008 -
Akşam geçtim karşısına klozetin, bakışıyoruz. Ben ona kara kara bakıyorum, o bana mavi mavi. Klozetimin maviliği içinde kayboluyorum. Düşüncelere dalıyorum. Hatta komik belki ama daldığım düşünceler Hacıbaba baklavaları ile başlıyor. Bakın nerelere kadar gidecek.
seçmek -er (-i) 1 . Benzerleri arasında hoşa gideni seçip almak veya yararlanmak için ayırmak: "Ben bu kitabı seçtim."- . | 2 . Birine oy vererek bir göreve getirmek: "Biz sizi başkanlığa seçtik."- . | 3 . Üstün, iyi, uygun bularak yeğlemek: "Benim ne akla hizmet edip de Almanca muallimliğini seçtiğime şaşıp şaşıp kalıyordu."- H. Taner. | 4 . Ne olduğunu anlamak, fark etmek: "Sizler gezip tozmakta hür olduğunuz hâlde insan zekâsı ile bir adım ilerisini seçemiyorsunuz, sezemiyorsunuz."- R. H. Karay. | | 5 . Farklı görmek, üstün görmek. | | 6 . Tercihini bir yönde kullanmak. | 7 . (nsz) Titiz davranmak, kolay kolay beğenmemek: "O yemek seçer, her şeyi yemez."- . |
taraf isim Arapça µaraf
1 . Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri: "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat..."- R. H. Karay. | 2 . Yön, yan, doğrultu: "Deniz tarafındaki çayırdan bir sürü koyun geçiyor."- M. Ş. Esendal. | 3 . Yöre, yer: "Üsküdar tarafındaki evlerin camları kor gibi parlıyordu."- H. Taner. | 4 . İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri: "Karşı tarafın adamları."- . | 5 . Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi: "Baba tarafı zengin."- . | 6 . Bir şeyin belli bölümü, kısmı: "Tiyatronun ön tarafı konuklara ayrıldı."- . |
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
karar isim (kara:rı) Arapça ®ar¥r 1 . Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı: "Kararımı biradere pek güçlükle kabul ettirdim."- R. N. Güntekin. | 2 . hukuk Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm: "Yargıç kararı."- . | 3 . Bu yargıyı bildiren belge: "Mahkeme kararını aldı."- . | | 4 . Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik. | 5 . Değişmez olma: "Havanın hiç kararı yok."- . | 6 . Tam ölçüsünde, ne az ne çok: "Yemeğin tuzu karar."- . | | 7 . müzik Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş. |
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
savunmak (-i) | 1 . Herhangi bir saldırıya karşı koymak, saldırıya karşı korumak, müdafaa etmek. | | 2 . Hareket veya düşünceyi söz ve yazı ile doğru, haklı göstermeye çalışmak. | | 3 . Yapılan bir suçlamaya veya ithama karşı kendi haklı gösterecek sebepler ileri sürmek. | | 4 . Bir kişiyi desteklemek, ona arka çıkmak. | | 5 . spor Futbolda bir takım kendi kalesini korumak için oyun süresince çaba göstermek. |
Biz bazı fikirleri savunurken, başkalarını o konularda ikna edip aynı tarafa çekmeye çalışırken ne kadar taraflıyız, tarafsızız. Hadi başkalarına gerek yok, kendi başımızayken, aldığımız bazı kararları ne kadar inceleyerek alırız acaba. Yani ne kadar sağını solunu, altını üstünü tartarız. Yoksa tartmaz mıyız, sadece taraf olarak mı seçeriz. Seçmek ne kadar tarafsızdır. Kararlar hep seçim midir, seçmeden karar alınabilir mi. Yani bir konunun olası her yönünü değilse de, yeterince karşıt yönlerini inceler miyiz genelde. Yoksa tadı hoş gelen bi yönün ucundan tutup üstümüze geçiriverir miyiz. Sonra da bak, bu mor, ne kadar yakıştı, sana da yakışır mı deriz. Bunun, kocakarı ilacını evde fabrikasyon üretmekten ne farkı vardır. Ben uzun süredir seyrek yazar oldum, az yazmamın sebebi de biraz bu. Bir fikir var belki aklımda, ama diyorum ki bu kadarıyla ahkam kesersem kesin hata yaparım. Konuyu iyi kapsayamam. İnsanları yanlış yönlendirebilirim, yönlendirmesem bile yanlış yapmış olurum diyorum, yutuyorum. E madem dert bu, en iyisi derdi yazmak dedim. Böyle. Bu da fikir yazısının kendi kendini didikleme yazısı olsun. Not: Mavi gözlü klozet mi, o sonra. Söz verdiğim bok püsür yazısında irdelenecek. Not2: Tanımlar yine www.tdk.gov.tr'den.
10/1/2008 - - {9}
26/10/2007 -
şevk isim Arapça şev®
1 . İstek, heves: "Bütün gençlik heyecanlarımızın, şevklerimizin, çabalarımızın mesnedi olan ve adına Atatürk ilkeleri dediğimiz inançlar..."- Y. K. Karaosmanoğlu. | 2 . Sevinç, neşe: "Çiftlik yine, sabah oluyormuş gibi şevkini kaybetmeyen bir aydınlık içinde..."- R. H. Karay. |
heves isim Arapça heves 1 . İstek, eğilim, arzu, şevk: "Küçüklüğünden beri bütün hevesi bahriyede idi."- H. Taner. | 2 . Gelip geçici istek: "Yoksa ona karşı geçici bir heves mi duyuyor."- P. Safa. |
inanç -cı isim 1 . Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma: "Otuz yıl boyu, Türk tiyatrosunun, Türk oyunları ile kalkınacağına inancını bir gün yitirmedi."- H. Taner. | | 2 . Birine duyulan güven, inanma duygusu. | 3 . İnanılan şey, görüş, öğreti: "Kendi getirdikleri inançtan başka her şeye kapalıdır zevkleri."- N. Ataç. | 4 . din b. (***) Tanrı'ya, bir dine inanma, akide, iman, itikat: "Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir."- Anayasa. |
güven isim 1 . Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat: "... Bakanlar Kurulunun güven isteği, bir tam gün geçtikten sonra oylanır."- Anayasa. | | 2 . Yüreklilik, cesaret. |
gücenmek (nsz, -e) Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık duymak, kırılmak: "Kendisine uygulanan bu tavırdan ne darılmıştı ne gücenmişti."- N. Araz. |
Not: Tanımlar Tdk sözlüğünden.
26/10/2007 - - {5}
26/9/2007 -
aguş isim, eskimiş (a:gu:şu) Farsça ¥¦°ş Kucak: "Seniha'ya sarıldı, aguşuna alıp onu tekrar şımarttı."- E. E. Talu. | taka isim, denizcilik (ta'ka) 1 . Doğu Karadeniz bölgesine özgü yelkenli bir tür kıyı teknesi: "Taka ile deniz yolculuğunun nasıl geçtiğini anlatmayacağım."- E. E. Talu. | | 2 . mecaz Bozuk, zor çalışan veya eski kara taşıtları için kulanılan bir söz. |
mendeve sözü bulunamadı.
kerempe isim, coğrafya| 1 . Denize doğru uzanan taşlık burun. | | 2 . Dağın en yüksek yeri. |
emanet isim (ema:net) Arapça em¥net 1 . Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb., inam, vedia: "Emaneti olanlar burada her vakit bunlarla ilgilenecek bir çırak bulurlar."- S. Birsel. | 2 . Bir kimse ile birine gönderilen şey: "İstanbul'dan getirdiğim emanetinizi akşam benden alınız."- . | | 3 . Eşyanın ücret karşılığı geçici bir süre bırakıldığı yer. | 4 . Can, ruh: "Allah emanetini alsın da kurtulayım."- . |
patalya isim, denizcilik (pata'lya) İtalyanca battella | Her iki küreği bir kişi tarafından çekilen, birden üç çifteye kadar savaş gemisi sandalı. |
fotika sözü bulunamadı.
akıbet isim (a:kıbet) Arapça ¤¥®ibet 1 . Bir iş veya durumun sonu, sonuç: "Sen akıbetini pek hak etmemişe benziyorsun."- R. N. Güntekin. | 2 . zarf Sonunda, önünde sonunda: "Akıbet, iş düzelecek."- . |
Not: Tanımlar tdk.gov.tr'deki Güncel Türkçe Sözlük'ten.
26/9/2007 - - {12}
8/9/2007 -
zemheri
isim Arapça zemher³r
Birleşik Sözler
güz
isim
| 1 . Sonbahar. | 2 . gök bilimi 22 Eylül ile 21 Aralık arasındaki mevsim: "Mevsim güzdü, bol üzüm ve incir vakti idi."- O. C. Kaygılı. |
Birleşik Sözler
maraza
isim, halk ağzında Arapça maraøa
| 1 . Hastalık. | | 2 . Anlaşmazlık, çekişme, kavga. |
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
garaz
isim Arapça ¦araø
| 1 . Hedef, amaç, maksat. | 2 . Birine karşı güdülen kötülük etme isteği, kin: "Bağnaz, şu yahut bu düşünceye değil, düşünen kişiye, düşünmeye garazdır."- N. Ataç. |
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
gazel (I)
isim, edebiyat Arapça ¦azel
1 . Divan
edebiyatında beş ile on beş beyit arasında değişen, ilk beytinin
dizeleri birbiriyle, sonraki beyitlerinin ikinci dizeleri birinci
beyitle uyaklı, genellikle lirik konularda yazılan nazım biçimi: "O mecmuadaki gazelleri yüksek sesle okurken eski şiir lehçemizdeki beliğ ve rindane edaların zevkine varıyorum."- Y. K. Beyatlı. | 2 . müzik Klasik
Türk müziğinde belli bir kurala bağlı olmadan bir kişi tarafından
sazlardan birinin eşliğinde söylenen, söyleyenin ses gücünü
göstermesine de olanak veren müzik eseri: "Yanımızdaki vagonda bir gazel başladı."- Y. Z. Ortaç. |
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
Birleşik Sözler
gazel (II) isim, halk ağzında
Sonbaharda kuruyup dökülen ağaç yaprağı: "Coşkun sular gibi akıp durulma / Kuru gazel gibi esip savrulma."- Karacaoğlan. |
Not1: Tüm tanımlar www.tdk.gov.tr'den ulaşılan Güncel Türkçe Sözlük'ten.
Not2: Şu an hala acil verilmiş bir kara sonucu olan bir haftalık
tatildeyim. Tatil dedimse para yok, anamın-babamın yanına geldim, evde
yatarım, karpuz gibi büyütürüm kabayı. Tatilde de yazı ekleyesim yoktu.
Bunu karalamış olayım. Ama aklımda birşeyler var yeni. Aha bi dakka...
başka yeni birşeyler daha geldi şimdi. Hehe bekleyin anacım bugün yeni
yazı eklemeye karar verdim şu anda.
8/9/2007 - - {5}
|
Tanım
Hadi bakalım hayırlısı, kendimizi anlatabilir miyiz, süreklilik arzedecek fikir yazıları yazabilir miyiz, deneyeceğiz.
Son Yazılar
- DENEY
- Kulaktan klavyeye Dem Bu Dem 04022009
- Çağdaş Ozanlar
- Kriz yönetimi
- H. Çağlar Bilir - 7 (Alıntı)
- Uyaran Enflasyonu
- Nakli yekün
- İnsani sorular
- Çamaşırın kirliliği kanıksaması
- Kulaktan klavyeye: Herşey çok güzel olacak
- Şey'in çoğulu olarak Eşya
- Maket
- Uzun yol yapmak
- Durdurun beynimi, inecek var
- Ruh Çağırma Seansı
- Gözyaşı
- Güç ve Adalet
- Tüketilenle özdeşleştirme
- Kaynak olarak Zaman
- Yapmak ve yapmamak
Sınıflar
BisikletleBogazDefterdenDireklerGenelGuciletisimKelimelerSozler
| Arşiv |
Profil |
Ana Sayfa |
| kişi şu an sitede|
Arşİvden Seçkİ
Direkler'den Seçme
∞ gözlem çerçevesi
∞ Serdar Turgut
∞ fasülye
∞ Zamana, Musibete ve Etme Bulmaya Methiye
∞ Olasılık Emmisi
∞ Düşünce ve Amaç
∞ Peppermill ve bir hediye soru
∞ Demirden Değiliz
∞ Yalnız yaşamak
∞ Aidiyet, Kader ve Köksüzler
∞ Nasıl Büyürüz
∞ Telkariden mozayik pastaya
Güç Paradigması
∞ Güç, içinden çıkılabilecek bir paradigma mıdır?
∞ güç hukuk ve ahlak
∞ denetim
∞ güçten tarafa olmak
∞ Köpek ve Güç, Nereye götürecek bizi bakalım
∞ Eski dert, güç paradigması
∞ Acı acı gülmek
Özyaşamöyküsü Denemesi
∞ H. Çağlar Bilir
∞ H. Çağlar Bilir - 2
∞ H. Çağlar Bilir - 3 ' ümsü
∞ H. Çağlar Bilir - 4 gibi ama yarım
∞ H. Çağlar Bilir - 5 (Görsel)
∞ H. Çağlar Bilir - 6 (Güncelleme)
∞ H. Çağlar Bilir - 7 (Alıntı)
Buradan sonrası testtir:
Başka Sayfa
|