| Çağlar'ın Sanal Alanı Olsun |
|
17/2/2007 - 22:54 H. Çağlar Bilir - 2EK: Buradaki(blogcu.com) tüm yazılarımı yoruma kapattım. Okuduğu yazı ile ilgili fikir paylaşmak isteyenler, tüm yazıları paylaştığım yeni yere(blogspot.com) gelebilirler. Biliyorum, biraz meşakatli ama, "H. Çağlar Bilir - 2 " +site:caglarbilir.blogspot.com şeklinde bir gugıl araması sizi ilgili yere ulaştırabilir sanırım. Umarım bu çözüm yararlı ve başarılı olur. Not: Yazılar blogcu'daki tarihlerine göre taşındı, arşivden tarihe göre de bulabilirsiniz blogspot'ta. Mimlenme bahanesi ile kendimizi anlatmaya başladık, sonra tepkiler pek olumlu olunca, bizim de hevesimiz yerine geldi. Aha arkası yarın, aşağıda... Hüsnü Çağlar Bilir; hala Antalya'lı, hala Ankara'da çalışan, hala yüksek lisans eğitimine devam eden, hala mühendis, hala bekar bir insan evladıdır. Bir önceki yazıda bolca keyifli halde doğduk, ilkokul yıllarını hallettik, ortaokul ve lise yıllarını ise isteksizce anlattık. Bu zaman dilimine dair aklımızda kalan başka enstanteneler var, onları yazayım biraz... Mesela dersane yolları: Antalya'da eski beton kahvenin orada yaşıyorduk, dersane de maç dersanesiydi(kaldı mı acep şu an) -sanırım- tankerler işhanının arkasında idi. Bu iki nokta arasında hep yürüdüğümü hatırlıyorum. "Ömrümün en uzun, ömrümün en kısa yolu" geyiği yapacak değilim ama nedense aklımda kalmış işte. Gidişleri değil ama dönüşleri kare kare hatırlıyorum. Hatta fonda yağmur var. Kalekapısı, şimdi araç trafiğine kapanmış yol, yukarı, ne camisiydi o, kömürcülerin ordan ilerdeki, sonra yukarı muratpaşa camisine kadar, oradan sola milli egemenliğin oradan devam, güllük caddesini atla, tavukçunun oraya kadar git, ordan 4-5 apartman ileride bi bar var, arasından sağa dal, yüzüncü yıl'a çık, koş, koş.. samanyolu pastanesine kavşağa varmadan gene karşıya geç hamamın önüne çık yukarı devam... sonra turgut reise bağlan eve geç. ayakkabının içinde çoraplar ıslak ama ayaklar üşümüyor. bunu ankarada yapsak bokumuz donardı be. Sonra başka bir fotoğraf gece çekilmiş, elimde bir çift bez ayakkabı, omzuma atmışım yürüyorum. bunlar normalde ayağımda olması gereken ayakkabılar, ayaklarım çıplak yani. hava çok sıcak, üstümde tişört, şort... saat gece 23. mekan falez otel ile turizm otelcilik arasındaki caddenin kaldırımları, eve dönüyorum. Ortaokul 2, 3 ve lise 1 yıllarının yaz sezonlarında Antalya Konyaaltı plajında Duvalya restoranda çalıştım. Sağolsun belediye, şu an o restoran yok, biiç park var. Yarı zamanlı iş denir mi buna. her yaz 3 ay çalıştım. İlk kez orada saatlerce ayakta durmak ne demek öğrendim. Sabah saat 09-10 gibi başlardık, gece eğer hiçbirşey yoksa 23 gibi paydos ederdik. Eğer yemeklü düğün falan varsa paydos saat 03 04'ü bulurdu. İşte oradan eve dönüşüm yürüyerek olurdu. Plajdan yola, varyanttan da yukarı çıkardım. Sonra da eve direk. Havanın ciğeri, ayakkabının da topukları delirttiği zaman da işte çıkarıverirdim. memeleketin yollarının temiz olduğuna bakmayım, o kaldırım taşları batıyor insanın ayağına, cam da batıyor. neyse... Bu restoranda ilginç arkadaşlarım oldu, o arkadaşlardan biri gitti karısını vurdu, hapisaneden mektuplaştık mesela. biri ile sözleştik restoranın arkasında kavga etmeye ama tırstım, konuşarak hallettim mesela. yarımlık efes biraların 24'er taneden oluşan kasalarda taşındığını, onların her elde iki tane olmak üzere 4 kasa nasıl taşındığını, bu taşımanın ne güzel omuz yaptığını gördüm. Sarhoşluğun insana ne ilginç şeyler yaptığını gördüm. Bi ben sarhoş oldum kendi sattığım içkilerle, bi müşteri sarhoş oldu elimdeki boşlarla dolu tepsiyi tekmeleyerek dağıttı. o sarhoşluk hayatımın ilk sarhoşluğuydu ve votkanın kuştan başka şeylerin de boynunu bükebildiğini öğrenmiş oldum. aman yazı pek hisli olmaya başladı dağıtalım biraz: yine orada, canım isterse istanbul ağzı ile canım isterse antep ağzı ile konuşabildiğim tespit edildi bi abim tarafından. küçük kibar bar numaraları da öğretildi aynı abi tarafından. hala peçeteden çok güzel gül yapabilirim mesela. istanbul ağzı ile konuştuklarıma gül de verebileyim diye öğretmiştir sanırım incelikleri. Bardak nasıl yıkanır, mayonez nasıl yapılır, plaj şemsiyesi 3 saniyede nasıl çakılır, zaza kime denir, pinpon 150 kilo bile olsan nasıl oynanıp il birincisi olunur, hep orada öğrendim. İş garantiliydi ama az paralı idi. daha çok şey var ama sanırım bu kadar Antalya yeter, canımız çekerse yazarız yine. Bir sonraki bencillik yazısında başka başlıklara da zaman ayırmak lazım. 17/2/2007 - 22:54 - yorum yaz
|
Tanım Hadi bakalım hayırlısı, kendimizi anlatabilir miyiz, süreklilik arzedecek fikir yazıları yazabilir miyiz, deneyeceğiz. Son Yazılar - DENEY - Kulaktan klavyeye Dem Bu Dem 04022009 - Çağdaş Ozanlar - Kriz yönetimi - H. Çağlar Bilir - 7 (Alıntı) - Uyaran Enflasyonu - Nakli yekün - İnsani sorular - Çamaşırın kirliliği kanıksaması - Kulaktan klavyeye: Herşey çok güzel olacak - Şey'in çoğulu olarak Eşya - Maket - Uzun yol yapmak - Durdurun beynimi, inecek var - Ruh Çağırma Seansı - Gözyaşı - Güç ve Adalet - Tüketilenle özdeşleştirme - Kaynak olarak Zaman - Yapmak ve yapmamak Sınıflar | Arşiv | Profil | Ana Sayfa | | kişi şu an sitede| Arşİvden Seçkİ Direkler'den Seçme ∞ gözlem çerçevesi ∞ Serdar Turgut ∞ fasülye ∞ Zamana, Musibete ve Etme Bulmaya Methiye ∞ Olasılık Emmisi ∞ Düşünce ve Amaç ∞ Peppermill ve bir hediye soru ∞ Demirden Değiliz ∞ Yalnız yaşamak ∞ Aidiyet, Kader ve Köksüzler ∞ Nasıl Büyürüz ∞ Telkariden mozayik pastaya Güç Paradigması ∞ Güç, içinden çıkılabilecek bir paradigma mıdır? ∞ güç hukuk ve ahlak ∞ denetim ∞ güçten tarafa olmak ∞ Köpek ve Güç, Nereye götürecek bizi bakalım ∞ Eski dert, güç paradigması ∞ Acı acı gülmek Özyaşamöyküsü Denemesi ∞ H. Çağlar Bilir ∞ H. Çağlar Bilir - 2 ∞ H. Çağlar Bilir - 3 ' ümsü ∞ H. Çağlar Bilir - 4 gibi ama yarım ∞ H. Çağlar Bilir - 5 (Görsel) ∞ H. Çağlar Bilir - 6 (Güncelleme) ∞ H. Çağlar Bilir - 7 (Alıntı)
Başka Sayfa |