Çağlar'ın Sanal Alanı Olsun

5/2/2008 - 19:40

İletişimde sıra/süreç

Sınıf: iletisim
Biz işimiz gereği TCP/IP süitinin içindeki TCP isimli iletişim kuralını anlatırken "bağlantılı" bir iletişim kuralıdır deriz. Bağlantılı, yani "connection oriented" olan şeyleri size anlatmayacağım tabii ki. Demem o ki bu yazının konusu olan şeylerin kıymıkları ta oralara uzanmakta. Bir iletişimin bağlantılı olması çok zayıf bir kavram. Derdimi yeterince anlatmıyor aslında.
Ben iletişim bir süreçtir demek istiyorum. Cımbızlanamaz. Bir başlangıç ritüeli vardır, bir bitiş ritüeli vardır. İletişimde devamlılık da esastır mesela. İletişmede bir sonraki adım bir önceki adıma bina edilir, bağlıdır, bağımlıdır. Eğer her bir iletişim(konuşma, yazışma, görüşme, sürtüşme, sevişme.. (ehem bu sonuncu olmadı)) lokması incelenecekse, irdelenecekse tek başına irdelenemez. Etrafı ile ilişkili olduğu için tüm bağlam incelenmelidir. Öncülü, ardılı nedir, ne olmuştur, bakılmalıdır.
Basitleştirmek gerekirse bir fıkra şablonu ile, en ünlüsü şu "Namaz kılmayın" hadisesidir. "Adam namaz kılmayın dedi, vre kafir" de diyebilirsiniz, sakin sakin dinleyip aslında cümlesinin "Abdestsiz namaz kılmayın" olduğunu görür ve takdir edersiniz. Böyle birşeyden bahsetmeye çalışıyorum cımbızlanamaz derken.
Cımbızlanamaz, cımbızlanmamalıdır. İyi incelenmelidir. İletişim kimden başlamış, kim tarafından cevap verilmiş falan filan. Mesela tersinden bakarsanız olmaz. Cevap vereni iletişimin başlatıcısı gibi görürseniz örneğin, herşey tepetaklak olur.

E bu ne ki şimdi demeyiniz. Bazen en basit ve açık olanı bile belli etmek lazım. Ayanı beyan etmek diyelim biz buna. Belki bu yöntemin faydalarını da başka bir yazıda inceleriz.

5/2/2008 - 19:40 - yorum {9} - yorum yaz


30/8/2007 - 16:34

Tarafların statü farklarının iletişimin sağlığına etkileri

Sınıf: iletisim
İletişim sınıfına başlarken kafamızda bir plan vardı ve ona ulaştık bizce(dil çıkararak gülen surat, temel konunun tamamlandığı yerdir ve ilgili suratı aşağıdaki yazılardan birinde bulabilirsiniz). Ama bu konuyu yazarken farklı dallara da daldık ve biraz açıldık. Açıldıkça konu bulanıklaştı ve toparlayamadık. Şu ana kadar yazdıklarımız, sağ yandan iletişim sınıfı bağından da okunabilmekle birlikte eskiden yeniye okunması gerektiği için şuraya düzgün sıra ile linklerini alalım bari.

İletişime Giriyoruz

İletişimde dil - (Hırs yaptım)

İletişimde dil - 2

İletişimde dil - dolaylı yol

düdük

Ne demek istiyoruz

Niye Dedi

Aracın mesul olması yanılsaması

Tanımak, tanışmak Anlamak, algılamak


Dolayısı ile de iletişim ile ilgili kafamıza birşey takılır ya da aklımıza birşey gelirse yazalım der hale geldik. İşte bugün yine etrafta gördüğümüz kıymıklardan birinin aklımıza battığının ilan günüdür. Buyrun:


Taraflar arasındaki iletişimin sağlıksızlığı ve bunun sebepleri ile ilgili biraz kelam etmişiz gördüğünüz üzere. Yine bunlardan biri de tarafların birbirlerine göre durumları olarak karşımıza çıktı. Farklılıklardan bahsedeceğiz ama bu farklılıkların birçok boyutu olabilir. Mesela bir taraf Arapça bir taraf Fransızca dil kullanıyor olabilir. Bizim derdimiz bu değil. Şimdi düşünün, bir fikir savunucusunun karşısındakine "sen benim okuduğum okulları okumadın ki, anlayamazsın beni, senin fikirlerin benimkiler karşısında gereksiz" dediğini. Yani iletişimi daha baştan imkansız hale getirdiğini. Koyduğu ön koşullar ile aslında hiç başlamasına imkan vermediğini. Bu şekilde oluşturulan yapay mevki farkı ile aslında iletişimi bir güç mücadelesi haline getirip ve dahi onu da kendi kurallarıyla oynanan bir savaş olarak kurgulayıp kuşkusuz galip olarak kendini ilan ettiğini görelim ilk tarafın. Bu en azından açık bir ezme girişimidir. Tabii bunun aleni olmasını takdir edecek değiliz ama şimdi de bu mizansenin benzerinin -mesela- kurumsal hiyerarşi(sıradüzen/silsile) kurulmuş bir ortamda üst kademe ile alt kademenin iletişmeye çalışmaları sırasında yaşandığını düşünelim.

- Şimdi bu tepe var ya, bu tepeyi ben yaptım. Bu tepenin neresinde ne yol var ben bilirim. Hangi yoldan çıkılıp inileceğini, hangi yoldan saldırılacağını ben söyleyeceğim.
- Ama efendim kamyonların tekerlekleri...
- Höött, sus. Benim dediğim şekilde olacak.

Komik olan şudur ki günümüzde artık en basitinden en karmaşığına her türlü silsile(inanmayan devletlere, ve hatta dünyanın kendisine bakabilir) demokratiklik donunu üstüne geçirmiş. Biz bu dona dengeli iletişim diye yorum katsak mesela şimdi, demokrasinin esamesi okundu mu, yok.

Yani özetle; bir ast bir üstle konuşurken ast-üst ilişkisi varolduğu için herkes en açık haliyle konuşamaz. İletişimde denge olmaz, açıklık olmaz. Sağlıklı letişim isteyen, üstünde tek don olmasının makbul olduğunu bilerek üst olma donunu çıkaracaktır. Ancak o zaman demokrasi donu yakışır. İletişim sağlıklılaşır. Zaten üstün üstlüğünden sıyrılabildiği durumda astın altlıktan kurtulması teferruat kalır, basitleşir, kolaylaşır.

30/8/2007 - 16:34 - yorum {11} - yorum yaz


20/4/2007 - 21:45

Tanımak, tanışmak Anlamak, algılamak

Sınıf: iletisim
Tanımak neden iyi birşey oluyormuş ki. Tanımak iyidir sanrısına kapılınca insan, tanımaya çalışıyor. Hani yani tanıması gerekmese, doğal akışta yabancı kalacak olsa bile didikliyor. Denge bozuluyor yine. Çünkü müdahale edilmemiş akışta gelişecek olan iletişim çapa ile açılmış arkta akmaya zorlanıyor. E didiklersen de kurt, böcek ne varsa ortaya çıkıyor.
Anlamak demek insanın, gördüklerini kendi algı pencerelerine oturtması demek. Anladığımızı sandığımız şey aslında karşımızdakini kendi kutularımıza sığacak şekilde tepiklediğimiz bir çalışma demek. (accomodation, assimilation)

İnsan insanı anlayamaz.

Anlamaya çalıştıkça (ve aslında bunda başarısız oldukça) karşısındakini kalıplara sokar. Böylelikle işin olduğuna inandırır kendisini. Ama yaptığı karşısındakini başka birşey haline getirmektir. He belki tadını kaçırmaktır. Anlamak ile kabullenmek(olduğu gibi kabul etmek) düşman kardeşler midir.

İnsanlar birbirlerini ne kadar tanırlar.
Eğer tanıyıp tanımadıklarını sorgularlarsa hangi sihri bozarlar.
Anlamak, incelemek, didiklemek fani dünya silahları değil midir.
Yabancı kalıp, farklı durmak neden kötü olsun.


Hem, açtığınız arkı bayır aşağı açtığınıza emin misiniz.

20/4/2007 - 21:45 - yorum {17} - yorum yaz


29/3/2007 - 06:34

Aracın mesul olması yanılsaması

Sınıf: iletisim
Len, iletişim sınıfı, tırsmadın di mi ben yokken. Korkma, seni de sessiz sessiz okuyanlar var.


Bu sınıfa yazacak şeylerin kökü kurumaz aslında da biz oturup da zaman ayıramadık bir türlü, ama heyhat, konular didiklediğim yazıların arasında buluyor zaten beni. İsterseniz bu yazımıza ilham olan mirzabey'in şu yazısını okuyalım da bir gelelim geri.

Geldiniz mi.

Hemen sonda söyleyeceğimizi başta alıntılayarak söyleyelim; "trafik canavarı yok, enflasyon yok, insanlar var" yani bu denilenler varlarsa da bunlar sonuç, evet bizim yaptığımız ya da yapmadığımız şeylerin sonuçları onlar. İletişim kazaları da aynen öyle. Kaza oluyor ve o kazaları yapanlar var, onlar da biziz.

İletişimde kaynak ile hedef esas olanlardır. Ortam, kodlama, dil, vb. eğer öntanımlı ve sabit değillerse kaynak ve hedefin uzlaşmasına bağımlı oldukları için de günah keçisi olamazlar evet.

Bağlam'ı da kaynak ile hedef ortak tarihleri ile oluşturduklarına göre... daha ne. İletişim kazasını da biz yaparız yani. Ve yine yani, hangi pencerede, hangi perdenin arkasında olsak da, kendi kendimize olsak da yüzü kızaran ya da en azından mahçup olan biz oluyoruz.

Günümüzün insanı şu mahçubiyetleri ve üzülmeleri ya da ezilmeleri -her neyse- artık karşısındaki ile paylaşamaz olduğu için mi daha yoğun grilerin arasında boğuluyor acep.

Not: Sana okumadan gelme demedim mi kardeşim, niye laf dinlemiyosun ki :)
Not2: Evet bağlam, balgam değil.

29/3/2007 - 06:34 - yorum {11} - yorum yaz


18/12/2006 - 20:10

Niye Dedi

Sınıf: iletisim
Bu sınıfta elle tutulur yaptığımız bir şey ne ile nasıl'ı kapıştırmak oldu. Biraz önce fikrim geldi, bu işin bu kadar basit olmadığını farkeden çakralarım açıldı.

Karşınızda biri var, konuşuyor. Dert ettiğiniz şeylere bir bakalım:
  • "Ne dedi şimdi bu": Bana ne anlatıyor, ben ne anladım.
  • "Nasıl dedi": Suratını ekşitti mi, telefonla mı dedi, skype'da mı dedi.
Bunları biliyoruz, ağır aksak irdeledik geçmiş yazılarda biraz. Bugün aklıma pörtleyen şey ise "niye dedi" kısmı. Bunu dedi ama, derken gizli amacı neydi, ne anlamamı istedi. Hangi derdini aktarmak istedi bana. Laflarının altında yatan satır arası cümleler nedir. Bunları derken ne sokuşturuyordu, nereye ulaşmak için bu cümleyi kurdu, ben ne anlamalıyım aslında.

Hedefin ne dediği ile nasıl dediğine bakıp niye dediğini anlamaya çalışarak geçiyor iletişim hayatımız.


Not: Bu yazı, çaktırmasa da bir devam yazısıdır. Lütfen ihtiyaç duyulan kavram tanımları için geçmiş iletişim sınıfı yazılarına bakınız.


18/12/2006 - 20:10 - yorum {8} - yorum yaz


Bir Eski Sayfa
Tanım
Hadi bakalım hayırlısı, kendimizi anlatabilir miyiz, süreklilik arzedecek fikir yazıları yazabilir miyiz, deneyeceğiz.

Son Yazılar
- DENEY
- Kulaktan klavyeye Dem Bu Dem 04022009
- Çağdaş Ozanlar
- Kriz yönetimi
- H. Çağlar Bilir - 7 (Alıntı)
- Uyaran Enflasyonu
- Nakli yekün
- İnsani sorular
- Çamaşırın kirliliği kanıksaması
- Kulaktan klavyeye: Herşey çok güzel olacak
- Şey'in çoğulu olarak Eşya
- Maket
- Uzun yol yapmak
- Durdurun beynimi, inecek var
- Ruh Çağırma Seansı
- Gözyaşı
- Güç ve Adalet
- Tüketilenle özdeşleştirme
- Kaynak olarak Zaman
- Yapmak ve yapmamak

Sınıflar

| Arşiv | Profil | Ana Sayfa |
| kişi şu an sitede|

Arşİvden Seçkİ

Direkler'den Seçme
gözlem çerçevesi
Serdar Turgut
fasülye
Zamana, Musibete ve Etme Bulmaya Methiye
Olasılık Emmisi
Düşünce ve Amaç
Peppermill ve bir hediye soru
Demirden Değiliz
Yalnız yaşamak
Aidiyet, Kader ve Köksüzler
Nasıl Büyürüz
Telkariden mozayik pastaya

Güç Paradigması
Güç, içinden çıkılabilecek bir paradigma mıdır?
güç hukuk ve ahlak
denetim
güçten tarafa olmak
Köpek ve Güç, Nereye götürecek bizi bakalım
Eski dert, güç paradigması
Acı acı gülmek

Özyaşamöyküsü Denemesi
H. Çağlar Bilir
H. Çağlar Bilir - 2
H. Çağlar Bilir - 3 ' ümsü
H. Çağlar Bilir - 4 gibi ama yarım
H. Çağlar Bilir - 5 (Görsel)
H. Çağlar Bilir - 6 (Güncelleme)
H. Çağlar Bilir - 7 (Alıntı)
Buradan sonrası testtir:
Başka Sayfa