| Çağlar'ın Sanal Alanı Olsun |
|
17/12/2008 - 20:49 Şey'in çoğulu olarak EşyaDünyada acaba kaç tane lavabo vardır. Kaç çeşittirler Tarzları, şekilleri, duruşları nasıldır. Büyüğü var, genişi, küçüğü, ayaklısı, dolaplısı var. Evye diye isimlendirileni var içinde bulunduğu yapıya bağımlı olarak mesela. Kaç cinse, türe, sınıfa ayrılırlar ki. Bunu düşünüyorum. Bir de musluk düşünüyorum. Acaba o da kaç tanedir dünyada. Tekli, çoklu, aç'lı, kapa'lı musluk. İki suyu birleştiren batarya denileni, boyunlusu, uzayanı, sabiti ile onlar da çeşit çeşit. Yani görüyorsunuz ben aslında katalogda olan çeşitleri bile bilmiyorum, bildiğim çok oldukları.Ama bildiğim birşey var ki genelde her lavaboya bir musluk düşer dünyamızda. Musluksuz lavabo ya da lavabosuz musluk pek olmaz. Özel amaçlı lavabo ya da musluk değilse. Yani ben şimdi böyle düşündüm. Çok yanlış değildir sanırım. Hem katılmasanız da dinlemem, burası benim. Demem o ki musluk ile lavaboyu birlikte düşünüyorum. Madem bu kadar çeşit çeşit lavabo ve musluk var nasıl oluyor da ben lavabonun önüne geçtiğimde hep güdük ağızlı musluklar denkgeliyor da elimi yıkayabilmek için böyle eğirip büğürüyorum ellerimi, lavabonun sırtına yapışmadan kısa musluğun ucundan çıkan suya ulaşmaya çalışıyorum. Niye yayla gibi lavabonun ortasına kadar uzanacak musluklar takmıyorlar. Acaba uyumlu musluk ile lavaboların buluşup birleşememesi hayatın trajedilerinden biri midir. Nedendir. 17/12/2008 - 20:49 - yorum {5} - yorum yaz7/12/2008 - 00:08 Maket"Kaptan, o nasıl bir fırtına idi öyle. Bir filika kaybettik, kıç bumbası kırıldı ama denize düşmedi, ana yelken direğinde de hasar var. Şimdi oturup sakin kafa ile düşünüyorum da, bugüne kadar hatırladığım en inanılmaz boran ikibinüç baharındaki idi. Beraberdik di mi diye o zaman da. Dünyamız başımıza yıkılmıştı. Demirlibahçe'den Odtü'ye gidiyorduk ve Talatpaşa sularındayken içinde bulunduğumuz galaksi başka bir galaksiye arkadan bindirmişti de neye uğradığımızı şaşırmıştık. Bugünkü ise onu unutturdu resmen. Öleceğiz sandım. Battık, çıktık. Tekrar battık ve bir el, sanki Tanrının eli, bizi kurtardı bir anda. Çok hasar var ama toparlanırız değil mi.Sahi, bir filika kaç can eder. Bir filika kaybı kaç canı kaybettirir. Susayım ve sadece demirleri attırayım şu sehpadaki örtüye, değil mi. Tamam kaptan." 7/12/2008 - 00:08 - yorum {6} - yorum yaz29/11/2008 - 12:51 Uzun yol yapmakBir yerden başka bir yere gidilir ve belki geri dönülür. Dönüp dönmemek ayrılınan yer ile eskiyen ilişkiye ve(ya) varılan nokta ile uyuşmaya bağlıdır herhalde biraz. Yolculuklar için plan yapmak iyidir, gerekir. Ama plan plan üstüne kurunca insan, kendine de kumpas kurmuş gibi hissetmeye başlayabilir, gereksiz. Plan derdine götü dümdüz etmenin de manası yok diyelim ama onun yanında boklu değneğin öbür ucu da sapının keyfine çıkıp dolanmak herhalde. Kontrolsüz güç güç değildir diyen reklama inat patinaj çekmeden plansız gezenlere mundar diyebilen bir kişiyim hapşurarak. Ayrıca şizofren olmadığımı da sanıyorum. (Uyuz etme pahasına) Neyse... Yoldan keyif alınabilir. Sırf yolun keyfi için yola çıkılabilir. Evet bunlar yapılabilir ve haklıdır da bunu beceren. Yol zaten kendini anlatır, akar gider. Bizim ayrıca cümle sermemize gerek yok. Bu yazı ön tekerin ayrılınan yere döndüğünde gördükleri ile, vardığında farkettikleri ile ilgili olmak istedi başta ama bakalım nasıl olacak. Dönüp gelen aslında herşey aynı şey olsun ister genelde. Kaçmadı ise giderken. Bunun beyhude bir istek olduğunu da bilir aslında ya, kendine tebligatlarını sürekli sümen altı eder insan. Zaten, zaten bildiklerimizi başkalarından duyduğumuzda vurucu olur. Bir tiyatro oyunudur bu. Oyuncu da seyirci de biz. Kendi kendimize tragedya(böyle mi deniyordu). Lan biliyorsun işte yediğin boku, daha ne. Teller demiştik ya birkaç kez. Bir de ona bakalım. İnsan kendi midesini çevreleyen tel ağı birarada tutan ve gerekirse sıkıştıran o birkaç tel bağı tutup şöyle yukarı çekip boğazına dolayarak ensesinden çıkarıp beynine bağlayamaz. Yani aslında zaten böyle bağlıdır da kendi ellerini sokup bu birkaç teli geremez. Onu karşındakinin yapmasına muhtaçsın. Öyle bir çeker ki karşındaki, zıınn edersin bir anda tüm vücudunla ve ruhunla. Ha tabi metal yorgunluğu diye birşey de var. Çat, gidebilir de. Biz edebiyat bilmiyoruz yumru falan diyemiyoruz. Mühendisiz ya tel mel işte. Anla sen. Evet kabul, aslında herşey başka birşeydir. Ya da başka birşey olur. Zaman geçer de geçirir de. Akar. Aramanın manası yok geçmiş olanı, geçirilmiş olanı. 29/11/2008 - 12:51 - yorum {8} - yorum yaz1/11/2008 - 00:08 Durdurun beynimi, inecek var*Uçuşa geçiyoruz, emniyet kemerlerinizi bağlayın ama bana tutunmayın çünkü benim ne yapacağım belli değil. Tutunmak kavramını daha önce Aidiyet, Kader ve Köksüzler yazısında irdelemiştik. Acaba tutunma işi böyle etken, aktif birşey olmamalı mı. İnsan tutunma için uğraşmalı mı uğraşmamalı mı bilemedim. Aslında kök salmak, ayakta durmak, kendi ağırlığı olması falan gibi. İnsanın elleri ile toprağa tutunduğunu düşünsenize. Ellerini kuma soktuğunu. Abuk bir pozisyon. Sanki tam kafanı kuma gömecekmişsin gibi. Hatta insanın kıçı açıkta kalıyor gibi görünüyor bu pozisyonda. Çınar olabilir. Söğüt de güzel isim. Ama ben bunların hiçbirini tanıyamıyorum. Kavak değil ama. İnsan tutunacak birşeyler aramalı mı aramamalı mı, temel sıkıntı buydu başlarken. Gün içinde gördüklerimizden anlamlar çıkarıyoruz. Yaşanan herhangi küçük bir şeyden insan anlam çıkarıyor. Genelde yaptığımız bu bizim. Radyoda yine I wanna be your woman çaldı. Ona baktık, onu dinledik. Kıymık diyoruz falan. Görüp farkedip aktif bir şekilde tutunacak şeyler arıyoruz. Bilmiyorum, yanlış gibi gelmeye başladı. Oluvermeli, olduğu gibi olmalı, uğraşmamalıyız. Tam olarak böyle. Etrafta birşeyler araştırmak, anlam aramak.. Hep kullandığımız deyim var ya, kafası koparılmış tavuk örneği tam burada anlam buluyor. Bazı erkek hurdalıktan hiç işine yaramayacak birşey aldığı zaman kendi kendine çocukça mutlu olur. Küçük mutluluklar. Sabah uyanıp da cep telefonunun şarjının hala bitmemiş olduğuna sevinivermek mesela. Bu iyi mi, kötü mü. Gelmemiş mesajlara, alınmamış çağrılara üzülmek mi, şarja sevinmek mi. Uçuş burada bitti şimdilik. * Nevizadedeki değil, Asmalı mescitteki boncuk lokantası. * Çenemi kaşıyorum çenem kan Gözlüğümü düzeltiyorum sapları kan Bakıyorum, gözlerim kan Gözümü kan bürümüş Ekrana bakıyorum görüntü kan Sayfalara bakıyorum kağıtlar kan Kalemi tutuyorum kan, yazıyor kan Ağzım kan dolmuş, dilimden kan akıyor Ellerime bakıyorum en sonunda, kan Kurcalıyorum karnını, kan Paçalarıma kadar kan Simsiyah üstüm kan, bembeyaz üstü kan Yırtıyorum karnını, arıyorum. Bulamıyorum Kara katil, beyaz kan. 1/11/2008 - 00:08 - yorum {10} - yorum yaz26/10/2008 - 07:25 Ruh Çağırma SeansıBirinci seans:(Ayağınız alışsın diye) "Yaşadıklarım dünde kaldı" dememi engelleyen şeylerden biri vücudum. Fiziksel aktivitenin sonuçlarını ilerleyen zamanlarda hatırlatıyor sürekli. Peki fiziğin yanında ruhta da mı iz kalıyor acaba. İkinci seans: (Paralı) İnsanın neresi acırsa canı orada. Bacağı kırılır orası ağrır, tırnağı kırılır tırnağı ağrır. Kalbi kırılır, kalbi ağrır. 26/10/2008 - 07:25 - yorum {9} - yorum yaz
|
Tanım Hadi bakalım hayırlısı, kendimizi anlatabilir miyiz, süreklilik arzedecek fikir yazıları yazabilir miyiz, deneyeceğiz. Son Yazılar - DENEY - Kulaktan klavyeye Dem Bu Dem 04022009 - Çağdaş Ozanlar - Kriz yönetimi - H. Çağlar Bilir - 7 (Alıntı) - Uyaran Enflasyonu - Nakli yekün - İnsani sorular - Çamaşırın kirliliği kanıksaması - Kulaktan klavyeye: Herşey çok güzel olacak - Şey'in çoğulu olarak Eşya - Maket - Uzun yol yapmak - Durdurun beynimi, inecek var - Ruh Çağırma Seansı - Gözyaşı - Güç ve Adalet - Tüketilenle özdeşleştirme - Kaynak olarak Zaman - Yapmak ve yapmamak Sınıflar | Arşiv | Profil | Ana Sayfa | | kişi şu an sitede| Arşİvden Seçkİ Direkler'den Seçme ∞ gözlem çerçevesi ∞ Serdar Turgut ∞ fasülye ∞ Zamana, Musibete ve Etme Bulmaya Methiye ∞ Olasılık Emmisi ∞ Düşünce ve Amaç ∞ Peppermill ve bir hediye soru ∞ Demirden Değiliz ∞ Yalnız yaşamak ∞ Aidiyet, Kader ve Köksüzler ∞ Nasıl Büyürüz ∞ Telkariden mozayik pastaya Güç Paradigması ∞ Güç, içinden çıkılabilecek bir paradigma mıdır? ∞ güç hukuk ve ahlak ∞ denetim ∞ güçten tarafa olmak ∞ Köpek ve Güç, Nereye götürecek bizi bakalım ∞ Eski dert, güç paradigması ∞ Acı acı gülmek Özyaşamöyküsü Denemesi ∞ H. Çağlar Bilir ∞ H. Çağlar Bilir - 2 ∞ H. Çağlar Bilir - 3 ' ümsü ∞ H. Çağlar Bilir - 4 gibi ama yarım ∞ H. Çağlar Bilir - 5 (Görsel) ∞ H. Çağlar Bilir - 6 (Güncelleme) ∞ H. Çağlar Bilir - 7 (Alıntı)
Başka Sayfa |