Uyaran Enflasyonu

Kafamın içinde bekleyen kısa yazılardan biri daha bu.

Çevreme yetişemediğimi düşünüyorum. Bir şekilde tepki vermem gereken durumların benim istiap haddimi aştıklarını düşünüyorum. İnsanın hayatında hakkınca yetebildiği kaç arkadaşı olmalıdır acaba diye düşünüyorum. Frekans kavramı yerine kullandığım "sıklık" geliyor aklıma. Hiçkimse yokken dahi televizyon, telefon, bilgisayar, gazete arasında kaç saniyelik atlamalar yapılabilir acaba diye düşünüyorum. Yetişemiyorum. E ayıklayamıyorum da. Anadolu lisesinde bir ingilizce dersinde kullandığımız ve bizim rbl dediğimiz ama adı aslında Reading Between The Lines olan bir kitap vardı, aklıma o geliyor. Sonra erişkin insanların aslında çoğunlukla ağızlarından çıkanların dedikleri şeyler olmadığını, sürekli bir alt metnin etrafta gezindiğini hatırlıyor, düşünüyor, algılıyor, hissediyorum, ya da bundan kuşkulanıyorum diyelim birçok insan gibi. Zira ben iletişimci değilim. Bu kaygı nedeniyle kurcalayıp duruyorum. Sürekli kurcalıyorum, kurcalamaktan yorulana kadar kurcalıyorum. Yorulmaktan sıkılana kadar ilerletiyorum. Sonra da bunu sıkılmaya alışana kadar devam ettiriyorum. E tabi bunun üzerine de neden göbeğim büyümekte diye hayıflanıyorum. Bu süreç içinde iken her durduğum durak aslında özel ihtimam gösterilmesi gerekecek kadar önemli, onun da farkındayım. Nasıl ekşisözlükteki her başlık vikipedyadaki her başlık aslında önemli ise, zap yaptığımız hep program aslında önemli ise, her insan da önemli, e ama yetişemiyorum. Dur, birşey yakaladım gri hücrelerin arasında: Eğer hedefi bilmiyorsak yoldaki adımların değerini/önemini hesaplayamayız. 

Neyse devam edelim. Benim iki daha az karışık konum daha var, yazarım yakında.

Öptüüüğm, baayy, xoxo ...    ( Ne o, beğenemedin mi :D )

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !